Devasa Sargassum Kuşağının Sırrı: 8.850 Kilometre Uzunluğunda Bir Doğa Olayı

Devasa Sargassum Kuşağının Sırrı: 8.850 Kilometre Uzunluğunda Bir Doğa Olayı

Bilim dünyası, “Büyük Atlantik Sargassum Kuşağı” olarak adlandırılan ve uzaydan büyük bir kara köprüsü gibi görünen yüzen makroalg kütlesinin sırrını çözmeye çalışıyor. Geçtiğimiz yıl mayıs ayında 37,5 milyon tona ulaşarak tarihi bir büyüklük rekoru kıran bu devasa kahverengi şerit, Afrika’nın batı kıyılarından Meksika Körfezi’ne kadar uzanarak yaklaşık 8.850 kilometre uzunluğa erişti. Bu, dünya genelindeki en büyük makroalg patlaması olarak kaydedildi.

Uydu görüntüleriyle doğrulanan bu fenomen, Güney Florida Üniversitesi’nden Mengqiu Wang liderliğindeki araştırmacılar tarafından incelendi. İlk olarak 2011 yılında gözlemlenen bu olay, Kuzey Yarımküre’nin ilkbahar ve yaz aylarında büyüyerek tekrarlıyor. Okyanus yüzeyinde asılı kalan bu kütlenin, kum, toz veya endüstriyel kirlilik değil, tamamen “sargassum” adı verilen yüzen bir deniz yosunu türü olduğu bildirildi. Sargassum, fotosentez yaparak oksijen üretmesine rağmen kök, gövde ve çiçek yapısına sahip olmadığı için bitki sınıfında yer almıyor. Gaz dolu kesecikleri sayesinde su yüzeyinde batmadan kalabiliyor.

Bu devasa alg kütleleri, iki zıt etki yaratarak dikkat çekiyor. Okyanusun ortasında dağınık halde bulunan sargassum matları, deniz kaplumbağaları, balıklar, omurgasızlar ve kuşlar için birer korunak ve beslenme alanı işlevi görürken; kıyıya doğru yaklaşan yoğun kütleler ise deniz canlılarının hareketini kısıtlayarak nefes almasını zorlaştırıyor. Ayrıca, yoğun biçimde deniz yatağına çöktüğünde mercan resiflerini ve taban bitki örtüsünü boğarak oksijensiz bırakabiliyor.

Karayipler ve Florida’nın doğu kıyılarındaki plajlara vuran bu devasa sargassum kütleleri, kıyı bölgelerinde ciddi çevresel ve ekonomik sorunlara yol açıyor. Kumsallarda biriken algler çürümeye başladığında, “çürük yumurta kokusu” olarak bilinen hidrojen sülfür gazı salgılıyor. Bu gaz, bölge halkı ve turistlerde solunum yolu rahatsızlıklarına sebep olurken, turistlerin bölgeden uzaklaşması yerel turizm ekonomisini olumsuz etkiliyor. Yerel yönetimler ve otel işletmeleri, bu organik atığı temizlemek için lojistik ve mali zorluklarla karşılaşıyor.

Bilim insanları, bu kontrolsüz büyümenin nedenlerini tam olarak belirleyememiş olsa da, bazı yapısal etkenleri şu şekilde sıralıyor: Tarımsal ve evsel atıkların okyanusa karışması, büyük nehir deşarjları, okyanus akıntıları ve sıcaklık değişimleri. Özellikle Amazon Nehri’nin Atlantik Okyanusu’na boşalttığı su ve besin maddeleri, bu sürecin ana faktörleri arasında yer alıyor. Uzmanlar, okyanus akıntılarının yönü sebebiyle sargassum kuşağının batıya doğru ilerlemeye devam edeceğini ve Karayipler ile Florida plajlarında kitlesel birikimlerin yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. Erken uyarı sistemi olarak kullanılan uydu takip sistemleri, alglerin kıyıya vuracağı zamanı ve koordinatları tahmin ederek yerel yönetimlerin temizlik ve yönetim hazırlığı yapmasına imkan tanıyor.

Author: Elif Doğan