Akşener: “Yargıdan Birini Gönderdiler, İsmini Değiştirerek Gitti. Orada Destek Talep Ettiler”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Durup durup bana Tayyip Bey ile Abdullah Öcalan’a varasıya neredeyse akrabalığa varan ahbaplığı anlattırmak zorunda bırakıyorlar. Abdullah Öcalan’ın kardeşine Sayın Erdoğan ‘Bizim Mehmet’ dedi. Dolmabahçe notları var. Yargıdan birini gönderdiler, ismini değiştirerek gitti. Orada destek talep ettiler” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bu akşam Habertürk TV’de Fatih Altaylı’nın ‘Teke Tek’ programına konuk oldu. Akşener, şöyle konuştu:

“EN DÜŞÜK OYUMUZUN YÜZDE 15 OLACAĞINA DAİR BİR KANAAT VAR”

“Bütün anket şirketlerin ortalamasını alıp bir veri işleme yapıldığında en düşük oyumuzun yüzde 15 olacağına dair bir kanaat var. Kovid-19’dan beri anketler telefonla yapılıyor. Ben hiçbir anket şirketini suçlayamam, çünkü ekspertiz konumda değilim. Bu konuda uzmanlığım yok. Hepsini saygı ile karşılıyorum. Ama bunların ortalamasından böyle bir simülasyon yaptı Birol Bey ama ben bunun daha yüksek olacağına dair bir iddianın sahibiyim.

Benim yapmaya çalıştığımı, vatandaş anladı. Şimdi birinci turda kazanmak konuşuluyor bu ülkede ve o konuda ben de sahada görüyorum ki birinci turda alacağız biz ve samimiyetle halkın feraseti bazılarından daha üstün. İkide bir ‘Meral hanım sahada çalışacak mı’ gibi saçma sorular oluyor. Ben şu anda 22 noktayı tamamladım. Sayıları bilmiyorum, 13 Mayıs dahil programım var.”

“SINIFSAL OLARAK, HER BİR SINIFIN KADININ VAR, HER YAŞIN KADINI VAR”

Sağ görüşlü seçmenin CHP’ye bakışı ile ilgili bir soruya Akşener, şu yanıtı verdi:

“İslamcı kesim, daha kompakt bir yapı olduğu için eskiden çok fazla bu işin içinde değillerdi. Din üzerinden kavgayı Demokrat Parti- CHP beraber yapmıştır. Onların tortuları vardı. Şimdi CHP’nin yöneticilerinin bu konuda dikkatli olması gerekiyor. Esasen din imandan ziyade biraz eşraf olmanın getirdiği bir üsttencilik vardı hep. Sınıfsal bir şey aslında, kimse sınıfı konuşamadığı için Türkiye’de bilinmiyor. Sınıfsal çelişki… Ondan gelen bir çekingenlik vardı. Kemal Bey’in şahsına dair samimi bir biçimde insanları kamplaştırmadan, kucaklamaya yönelik bir yönü algılıyorlar ama bundan daha ötesi Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının çılgın gibi konuşmaları. Bu çılgın konuşmaların karşılığında ekonominin berbat oluşu, evlerde artık açlığın konuşuluyor olması. ve kadınların sahaya inmiş olması. Sınıfsal olarak, her bir sınıfın kadının var, her yaşın kadını var. Tülbentlisi var, ipek örtülüsü var, şalvarlısı var, yeleklisi var, pardösülüsü var. Benim gördüğüm inanılmaz bir kadın profili var. İnsanlar acı çekiyor ve Kemal Bey’in bu tutumu önemli.”

“KADINLARIN ÇEKTİĞİ ACIYI BİLİYORUM, BİZZAT YAŞADIM. İNANIYORUM Kİ BEN ÇÖZERİM. ONUN İÇİN DE DESTEK İSTİYORUM”

Akşener, A Haber yayınında Onur Erim’in kendisi ile ilgili sözlerine yönelik yaptığı açıklamalara ilişkin yöneltilen soruya şu yanıtı verdi:

“Beş vakit namaz kıldığı, her seferinde altını çizen bu arkadaşların zamanında, yani Sayın Erdoğan’ın zamanında eşimi aldattığım ima edildi, arkasından fosforlu diye tag açıldı hakkımda, evim basıldı. Şu anda MHP’de önemli siyasetçilerden bir tanesi, bizler için nesebi gayri sahih dedi. Yani ne demek bu? Analarımızın ve bizim babalarımızın başkası olduğu. En son 2015’te A Haber’de gene cinsiyetim üzerinden cinsiyetçi bir cümle kuruldu. Söylemeye çalıştığım şey şu, bu meğerse bütün kadınlara yapılan bir işmiş bu dönemde. Bu dönemde bu kadar azmasının sebebi, Sayın Erdoğan’ın bu konuda çok rahat olması. Bütün kadınlara ‘sürtük, çürük’ dedi. Sonra bir şey daha fark ettim, cinsiyetiniz üzerinden bir koca soru işareti oluştu diye, gülerek yapılan bir tarif… Bir şey daha fark ettim, kadınlar çok şeye maruz kalıyor ama söyleyemiyor. Kocasına söyleyemiyor katil olmayın diye. Babasına söyleyemiyor, babasının başına bir şey gelmesin diye. Çok eziliyoruz Fatih Bey. Bu ister ekonomik durum iyi olsun ister fakir olsun, ister tahsilli olsun, ister tahsilsiz olsun. Her türlü konuda kadın suçlu. Şimdi, bu seçimin alınmasına bu derece kelle koymamın sebebi biraz da budur. Kadınların çektiği acıyı biliyorum, bizzat yaşadım. İnanıyorum ki ben çözerim. Onun için de destek istiyorum. Balık baştan kokarmış, öyle yürüyüp gidiyor.”

“O KADAR İLGİNÇ Kİ HDP İLE İYİ PARTİ SON DERECE DÜRÜST”

HDP’ye yönelik Akşener şu değerlendirmeyi yaptı:

“HDP’nin o masada olmadığını herkes biliyor. Yeşil Sol parti oldu ama ana gövdesi HDP. HDP’nin Mithat Sancar tarafından sayın Kılıçdaroğlu’nun destekleyeceğini açıklaması için de herhangi bir pazarlığın bulunmadığını ilan ederek açıkladı. Ben yazılı okudum. HDP diyor ki, ‘Hayır bizim böyle durumumuz yok’. Millet İttifakı’nın içinde en fazla biz gagalanıyoruz bu konuda. MHP, HÜDA-PAR ile yan yana olmayı kabullendi, ‘Hizbullah’la yakınlıkları yok’ dediler, geçtiler gittiler. Ama HDP’nin oturmadığı bir masada HDP var diye diye iki parti hakaret işitiyor. Öncelikle biz ondan sonra HDP kurumsal yapıya hakaret zinciri oluyor. Diyelim ki CHP ‘Onların oyu daha yüksek, sizin oylarınız yetmiyor’ dedi diyelim, biz kalkarız. O kadar ilginç ki HDP ile İYİ Parti son derece dürüst. Bizim ne arkadan ne önden herhangi bir ilişkimiz yok, onların da bizimle yok. Bu ipin ucu o kadar kaçtı ki, Kürt eşittir PKK’lı haline geldi. AK Parti Kürtlerin oyunu istemiyor mu? İYİ Parti, CHP, diğer partiler Kürtlerin oyunu istemiyor mu? Her siyasi partiye oy verenin oyunu istiyoruz. HDP’nin içinde elbette yüzde yzüz PKK’yı destekleyenlerin oyları vardır ama PKK ile alakası olmayanların da oyu var. AKP’ye oy veren Kürlerin tamamı PKK’lı ama buna karşı oy vermeyen Türkler de hain ve terörist… Bunu çok tehlikeli buluyorum. Bizi dış güçler bölemedi ama bu dil böler.”

“BEN BÖYLE BİR İŞ YAPMIŞSAM SAYIN ERDOĞAN’A SESLENİYORUM, DERHAL O ŞEREFLİ TÜRK POLİSİNİ ÇEKSİN. BEN OSLO’DA BULUNMADIM”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Bu seçim bir darbe girişimidir” sözlerini Akşener şöyle değerlendirdi:

“O kadar vahim bir cümle ki bu. Sayın Erdoğan’ın İçişleri Bakanı 31 Mart sonrasında İstanbul’da ikinci seçime giderken, TRT’de Osman Öcalan mülakatı yayınlandı. Abdullah Öcalan’ın mektubu yayınlandı. Sayın Bahçeli ‘Bu mektup dikkate alınmalıdır’ dedi. İçişleri Bakanı, ‘Meral Hanım ile Temel Bey Kandil’le kağıt imzaladı’ dedi. Her ikimizin de dokunulmazlığı yok. Bu hukuksuzluk. Çıkıp dedim ki, ‘Sen ne işe yarıyorsun kardeşim? Ben o kağıdı imzalamışsam sen o makamda oturma’ dedim. Aynı adamlar Diyarbakır’da faili meçhulcü derken İstanbul’da Kandil’de kağıt imzaladı denmesi yalanın ötesinde bir çirkinlik. Senelerdir evimin kapısında polis noktası vardır. Eğer ben Kandil’le, PKK’yla herhangi bir irtibat kurdurmuşsam, yuh olsun size bana gerekeni yapmadığım için. Ben böyle bir iş yapmışsam Sayın Erdoğan’a sesleniyorum, derhal o şerefli Türk polisini çeksin. Ben Oslo’da bulunmadım. Ben Habur rezaletini yapmadım. Sizin aracılığınızla diyorum ki, ister PKK, ister FETÖ, ister Hizbullah ne kadar varsa, bunlarla irtibatı, iltisakı, sempatisi ben de varsam ben de dahil Cenab-ı Hak kahrı perişan eylesin. PKK ile mücadele etmiş şahıslardan birisiyim ben. Benim hala dokunulmazlığım yok. Böyle bir şey varsa tutuklayın.

“BİR DAHA PARLAMENTER SİSTEMİ KONUŞMAYACAĞIMIZ SEÇİM”

Bu gerçekten önemli bir seçim. Bir daha parlamenter sistemi konuşmayacağımız seçim. AK Partililere sesleniyorum. Biz diyoruz ki, güçlendirilmiş, 21 yüzyılın değer setlerine uygun bir demokrasiye, hukukun üstünlüğüne geçeceğiz diyoruz. Demokrasi vaat eden bir yapı öfkesini yenmek zorundadır. Ama diyelim ki Sayın Erdoğan kazandırdılar, ben onların yerinde olsam Sayın Kılıçdaroğlu’na oy veririm.  5 sene sonra bir daha seçilemeyecek, partisinde damatlar dışında kimse yok. Doğal olarak buradan seçilecek ve bir daha parlamenter sistem konuşulamayacağı için bu yetkilerle öfke yumağı birisi seçilecek. AK Parti’yi çok sevenlerin yanında ben olsam Sayın Kılıçdaroğlu’na ve bize oy veririm. Artık biz bu dilden bıktık.”

“YARGIDAN BİRİNİ GÖNDERDİLER, İSMİNİ DEĞİŞTİREREK GİTTİ”

Hapishanedeki PKK üyelerinin salınacağı iddiasını yalanlayan Akşener, şu açıklamayı yaptı:

“Durup durup bana Tayyip Bey ile Abdullah Öcalan’a varasıya neredeyse akrabalığa varan ahbaplığı anlattırmak zorunda bırakıyorlar. Abdullah Öcalan’ın kardeşine Sayın Erdoğan ‘Bizim Mehmet’ dedi. Dolmabahçe notları var.  Yargıdan birini gönderdiler, ismini değiştirerek gitti. Orada destek talep ettiler. O da ‘Sonra inkar ediyorsunuz, yazıya dökülmesi lazım’ demiş, bu kısmını bilmiyorum. Basından. Kimin gittiğini, nasıl gittiğini biliyorum. 31 Mart sonrası İstanbul’a yapılanlar meydanda. Ne PKK’sı FETÖ’sü, ne Hizbullah’ı, Gaffar Okan’ın Gonca Kuriş’in katilleri de herhangi bir şekilde serbest kalacak diye bir anlaşma mümkün değil.. Öcalan mahkemesiyle ilgili ne kadar avukat varsa, şehit yakınları adına ne kadar kişi varsa organize eden kişi benim. 30 bin kişi deniyor, 40 bin kişi deniyor. Türkiye’nin silahlı örgüt kurarak cinayet işleyen kişi, bütün ölümlerden sorumludur. İster Kemal Bey olsun ister Öcalan’ın kardeşi olsun yapamaz. Siz dış politikayı bipolar anlayışla ‘Kankam Putin, arkadaşım Trump’, dün ‘aziz dostum Esat’ sonra ‘Katil Eset’ haline çevirirseniz bu bipolar bir dış politika olur.

Akşener, savunma sanayisine ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“BU İKİ TÜRK’ÜN KURMUŞ OLDUKLARI ŞİRKETİ DE KÖTÜLEMEK DOĞRU DEĞİL; BURADAN BAYKAR’A SAVAŞ AÇILMIŞ BİR SONUCU ÇIKARMAK DOĞRU DEĞİL”

“ROKETSAN zamanından beri ilgilendiğim konulardır bunlar benim. Öğrencilerimin bir kısmı bu işlerin ARGE’sini yaptılar. İlgi alanımdadır. Türk mühendislerinin, Türk okullarından mezun bu gençlerin neticede Baykar, Özdemir Bey çok saygın bir insandı. Burada yaşayan mühendislerle beraber çalışıp, ortaya koyduğu güzellikler. Sayın Kılıçdaroğlu’nun Baykar şirketine ve onun kurucusu rahmetli Özdemir Bey’e duyduğu saygıyı biz hepimiz biliyoruz. Kendisinden sonra bir de ziyaretine gitti. Sayın Kılıçdaroğlu’nun ABD iki Türkün kurduğu şirketle burada çalışma yapacağız demesinde bir sakınca yok. Bizim yurt dışında pek çok insanımız var. Baykar da dahil olmak üzere ister Türkiye’de ister dünyada herkes baş tacıdır. Siyasi yönetime düşen bu insanların önünü açmaktır. Bu iki Türk’ün kurmuş oldukları şirketi de kötülemek doğru değil; buradan Baykar’a savaş açılmış bir sonucu çıkarmak doğru değil. Ben kişisel olarak Atatürk Havalimanını tekrar uluslararası havalimanı haline getirmek doğrudur diye düşünüyorum. Hatta mutabakat metnine koyduk. Sayın Kılıçdaroğlu uzay merkezi yapalım dedi. Tersine beyin göçü olarak bir anlayış var. Bu da saygıdeğer. Bu Baykar’a karşı olmak değil. İstanbul Havalimanı yanlış yapılan yatırım. Ama çöp olamaz. Paris’e yanlış hatırlamıyorsam 70 ya da 50 milyon turist geliyor idi. Sadece İstanbul’a böyle turist getirdiğinizi düşünün bütün havalimanlarına ihtiyaç var.

“KAYNAĞI BELLİ YATIRIM YAPACAK BİR PARADAN BAHSEDİYOR SAYIN KILIÇDAROĞLU. HERKESİN BİLDİĞİ YOL BU”

Ekonominin patronu güvendir. Kaynağı belli para temiz paradır, o para yatırıma gelir. Yerli para da dahil olmak üzere yatırıma giden her para yargının bağımsızlığını bekler. Kuralların önceden ilan edilmesini bekler. Kısaca hukukun üstün olduğu, denge ve denetleme mekanizmalarının bulunduğu tam ve kamil demokrasinin uygulandığı yer ister. Kaynağı belli yatırım yapacak bir paradan bahsediyor sayın Kılıçdaroğlu. Herkesin bildiği yol bu.

“‘İKİNCİ TURA KALACAK BİZ ALACAĞIZ’ DİYEN AK PARTİ ZATEN KAYBETMİŞTİR”

Çok samimiyetle bir şey söyleyeyim. ‘İkinci tura kalacak biz alacağız’ diyen bir AK Parti zaten kaybetmiştir. Bu dendi mi bugüne kadar? İkinci tura kalıp kalmayacağı 10 gün kala net şekilde görülür. Ama benim sahada gördüğüm tereddüt etmesi gereken yerler çılgınca alkışlıyor. Bir oy Kemal’e bir oy Meral’e diyorum. Bu çok tuttu. Böyle bir sistemde birinci turda alınabileceğine inanıyorum. Çalıştığım yerlerde gördüğüm kadarıyla. Meclis’i de alacağımıza inanıyorum. 300’ün üzerine. Hayalimiz 400 falan. 300’ü geçeceğimize samimiyetle inanıyorum. 95 seçimleri gibi çıkacak. Bu benim inancım. Hatta bazıları ile iddiaya girdim. Hayalim birinci İYİ Parti’nin olması. AK Parti’nin seçmeninden daha fazla biz oyu alıyoruz. Kemal Bey’in alacağına samimiyetle inanıyorum.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir